Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, hükümetin dünyanın en büyük emeklilik fonu olarak bilinen 2 trilyon dolarlık Government Pension Investment Fund’ı (GPIF) devlet tahvilleri dahil yerel finansal varlıklara daha fazla yatırım yapmaya yönlendirdiğini söyledi. CoinDesk’in değerlendirmesine göre bu yaklaşım, Bitcoin ve altın gibi sınırlı arzlı ve değer saklama aracı olarak görülen varlıklara yönelik uzun vadeli talebi destekleyebilir.
Bu gelişme piyasalar açısından önemli çünkü Japonya’nın kamu borcunun GSYH’ye oranı yüzde 200’ün üzerinde ve bu durum tahvil getirilerini yaklaşık otuz yılın en yüksek seviyelerine taşırken yen üzerinde baskı yaratıyor. Hükümetin planı, hanehalkı finansal varlıklarını nakit ve mevduattan hisse senetleri, yatırım fonları ve tahvillere doğru yeniden dengeleme hedefiyle de uyumlu görülüyor.
CoinDesk, bu politikanın finans tarihçisi Russell Napier’in “ulusal kapitalizm” ya da devlet yönlendirmeli kapitalizm olarak tanımladığı çerçeveye benzediğini aktarıyor. Bu görüşe göre borç yükü yüksek ülkeler, getirileri sınırlamak ve borç finansmanını daha düşük maliyetle sürdürmek için yerel tasarruf kurumlarını kendi tahvillerine ve yerel varlıklara yönlendirebilir.
Böyle bir ortamda sabit getirili varlıkların enflasyonu telafi etmekte zorlanması, satın alma gücünü koruma iddiasındaki sınırlı arzlı varlıklara ilgiyi artırabilir. CoinDesk bu bağlamda Bitcoin ve altını öne çıkarırken, Bitcoin’in halihazırda 64.000 doların üzerinde işlem gördüğünü ve bazı momentum göstergelerinin piyasa trendinde yeniden yukarı yönlü bir değişime işaret ettiğini belirtti.
Kısa vadeli risk ise GPIF’in yabancı varlık pozisyonlarından kaynaklanıyor. Fonun 931 milyar dolarlık yabancı varlık tuttuğu, bunun 232,1 milyar dolarının ABD Hazine tahvillerinden oluştuğu belirtiliyor; sermayenin küçük bir kısmının bile yerel varlıklara kayması Wall Street’te tedirginlik yaratabilir ve kripto dahil riskli varlıklarda satış baskısına yol açabilir.