Ondo Finance danışma kurulu başkan yardımcısı ve ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi’nin eski başkanı Patrick McHenry, tokenize menkul kıymetlere ilişkin düzenlemelerin tek bir piyasa modelini zorunlu kılmaması gerektiğini belirtti. CoinDesk’te yayımlanan görüş yazısında McHenry, farklı yapıların yatırımcı koruması ve ABD piyasalarının bütünlüğü korunarak rekabet edebilmesini önerdi.
Tartışma, yatırımcıların gerçekte hangi haklara sahip olduğunu ve tokenize ürünlerin mevcut finansal altyapıyla nasıl ilişkilendirileceğini doğrudan etkiliyor. McHenry’ye göre ürünlerin hisse senedi dili kullanmasına rağmen sunduğu hakları açıkça belirtmemesi güveni zedeleyebilir; piyasanın kapalı ve birbirinden kopuk sistemlere dönüşmesi ise rekabeti sınırlayabilir.
Yazıda üç temel model sıralandı. İlkinde menkul kıymetler mevcut aracı kurum, saklama ve kayıt sistemi içinde kalırken blokzincir; kayıt, mutabakat, teminat takibi ve transfer kontrollerinde kullanılıyor. İkinci model, borsada işlem gören hisse veya ETF’lerin performansını izleyen ve dayanak varlık ya da teminatla desteklenen müşteri odaklı ürünleri kapsıyor; ancak bunların doğrudan tescilli hisse gibi sunulmaması gerektiği vurgulanıyor.
Üçüncü yaklaşımda şirketler ve transfer acenteleri tokenize mülkiyeti doğrudan destekliyor. Bu yapı, kayıtları hissedar sistemleriyle bağlayarak kurumsal işlemler, kayıt tutma ve iletişim süreçlerinde kullanılabiliyor. McHenry, bu modellerin aynı hakları sağlamadığını; önemli olanın yapının açıklığı, risklerin bildirilmesi ve vaat edilen dayanağın gerçekten bulunması olduğunu ifade etti.
McHenry’ye göre ABD’de net düzenlemelere ihtiyaç var, ancak bu netlik yeni ürünleri yalnızca geleneksel altyapıya sıkıştırmak veya hangi modelin yaşayacağına tek bir grubun karar vermesi anlamına gelmemeli. Yazı, tokenize menkul kıymet piyasası için daha fazla kapı bekçisi yerine açık ayrımlar, güçlü kontroller ve sorumlu rekabet alanı çağrısıyla sonuçlanıyor.