Akış

Kuantum riski tartışması Bitcoin ve Ethereum ayrımını yeniden gündeme taşıdı

CoinDesk’te yayımlanan görüş yazısı, Citi analistlerinin kuantum bilişim kaynaklı kripto risklerine ilişkin notunun Bitcoin için Ethereum’a kıyasla daha ciddi bir uyarı içerdiğini aktarıyor. Yazı, farkın yalnızca kriptografiden değil, iki ağın yükseltme ve yönetişim yapısından da kaynaklandığını savunuyor.

Ne oldu?

CoinDesk’te yayımlanan görüş yazısı, Citi analistlerinin kuantum bilişim kaynaklı kripto risklerine ilişkin notunun Bitcoin için Ethereum’a kıyasla daha ciddi bir uyarı içerdiğini aktarıyor. Yazı, farkın yalnızca kriptografiden değil, iki ağın yükseltme ve yönetişim yapısından da kaynaklandığını savunuyor.

Neden önemli?

Bu tartışma, özellikle kurumsal kripto hazineleri ve uzun vadeli saklama stratejileri açısından önemli. Yazıda, kuantum riskinin artık yalnızca uzak bir teorik senaryo olarak görülmemesi gerektiği savunuluyor; ABD federal kurumlarının Nisan 2026’ya kadar kuantum sonrası kriptografi geçiş planları sunması, AB’nin kritik altyapı için 2030 kuantum direnç hedefi ve G7’nin finans sektörü yol haritası bu bağlamda örnek gösteriliyor.

CoinDesk’te Samir Tabar imzasıyla yayımlanan görüş yazısı, Citi’nin 18 Mayıs tarihli araştırma notunda kuantum bilişimdeki ilerlemenin dijital varlıklara yönelik pratik saldırı zaman çizelgesini kısalttığı uyarısına dikkat çekti. Yazıya göre Citi analistleri, Bitcoin’in kuantum riskine Ethereum’dan daha fazla açık olduğu sonucuna vardı; bu farkın temelinde hem teknik tasarım hem de yönetişim yaklaşımı bulunuyor.

Bu tartışma, özellikle kurumsal kripto hazineleri ve uzun vadeli saklama stratejileri açısından önemli. Yazıda, kuantum riskinin artık yalnızca uzak bir teorik senaryo olarak görülmemesi gerektiği savunuluyor; ABD federal kurumlarının Nisan 2026’ya kadar kuantum sonrası kriptografi geçiş planları sunması, AB’nin kritik altyapı için 2030 kuantum direnç hedefi ve G7’nin finans sektörü yol haritası bu bağlamda örnek gösteriliyor.

Kaynak metne göre Google Quantum AI, Stanford Üniversitesi ve Ethereum Foundation iş birliğiyle mart sonunda yayımlanan bir çalışma, Bitcoin’in temel kriptografisini kırmak için gereken hesaplama kaynaklarının önceki tahminlerden yaklaşık 20 kat düşük olabileceğini ortaya koydu. Yazı, yeterince gelişmiş ve 500.000’den az fiziksel kübite sahip bir kuantum bilgisayarın, açık anahtardan özel anahtar türetmeyi yaklaşık dokuz dakikada başarabileceğini belirtiyor; ancak böyle bir makinenin bugün mevcut olmadığının da altını çiziyor.

Bitcoin tarafındaki ana risk, işlem sırasında açık anahtarın zincir üzerinde görünür hale gelmesiyle ilişkilendiriliyor. Klasik bilgisayarlarla bu açık anahtardan özel anahtara ulaşmak pratikte mümkün görülmezken, Shor algoritması çalıştıran kuantum bilgisayarların teorik olarak bunu yapabileceği ifade ediliyor. Yazıda ayrıca yaklaşık 6,9 milyon BTC’nin yeterli kuantum ölçeğinde savunmasız kalabileceği, buna eski cüzdanlar ve Taproot çıktılarının da dahil olduğu aktarılıyor.

Ethereum için çizilen tablo ise daha farklı. Yazı, Ethereum’un NIST’in Ağustos 2024’te kesinleşen kuantum sonrası kriptografi standartlarına dayalı bir yol haritası izlediğini; Mayıs 2025’te ana ağda devreye alınan Pectra yükseltmesindeki EIP-7702’nin hesap soyutlama yönünde önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Bu mimarinin, hesapların imza doğrulama yöntemlerini daha esnek biçimde değiştirmesine ve kuantum güvenli imzalara gönüllü geçişe alan açtığı savunuluyor.

Bitcoin için ise mesele yalnızca teknik bir yükseltme gereksinimi değil, aynı zamanda karar alma hızı. Yazıda SegWit’in geniş benimsenmesinin yaklaşık 8,5 yıl, Taproot’un ise yaklaşık 7,5 yıl aldığı hatırlatılıyor; BIP-360 ve BIP-361 gibi kuantum odaklı önerilerin 2026 itibarıyla taslak veya erken testnet aşamasında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle kaynak metin, kuantum sonrası geçişin Bitcoin için zorlu ve tartışmalı bir yönetişim sınavı olabileceğini savunuyor.

Kaynak: CoinDesk